Embed

BİRAZ DÜŞÜNMEK

VAHYİN İBRETLİK TABLOSU-9

BİRAZ DÜŞÜNMEK

‘’ Gerçek şu ki, biz o bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi, bunlara da bela verdik. Hani onlar, sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair and içmişlerdi. İstisna da etmiyorlar (Allah dilerse biçeriz demiyorlar)dı.’’(Kalem:17-18)

Akşamdan görüşülmüş,konuşulmuş ve en ince ayrıntılar hesap edilerek daha güneşin ilk ışınları çıkmadan,tan yeri ağarmadan ve kimseler uyanmadan bahçeye gidilip ürünler devşirilecekti.

Kimsenin bu plandan haberi olmamalıydı.Kimse o an orada olmamalı ve olanları görmemeliydi.Gelen birileri olursa ve onlar devşirilen ürünleri görürlerse olabilir ki vicdanları devreye girip devşirilen ürünlerden onlara da pay verilip kazançları azalabilir ve zenginlikleri elden gidebilirdi.

Bu bahçe sahipleri de tıpkı Mekke zenginlerinin yaptığı gibi kimsesizler,yetimler ve yoksulları gözetmemişlerdi ve onlar hayat planlarının dışındaydı.Bu yüzden hesaplar hep onlarsız yapılıyordu.Bu kıssadaki mesajlar Mekke zenginlerine olduğu gibi zamanlar ötesi gelecek zenginler içinde geçerliydi.

Geceleyin evde hesap yapılmış ve yapılan hesabın çarşıya uyulduğu zannediliyordu.Fakat hesaplar yapılırken Allah’ın hesabı unutulmuştu.Hesapları en ince ayrıntısına kadar gören,bilen,şah damarından daha  yakın olan,uyku ve uyuklama tutmayan, her an, her saniye yaratan ve yaratmayı kendine iş edinen bir Allah’ın var olduğu ve Bu Allah’ın onları sürekli gözettiğini hesaba katmamış ve hesap dışı bırakılmışlardı.

Hesabı yapanlar, bahçeyi kendilerinin yaptığını,kendi emekleriyle oluşturduğunu,kimsenin hiçbir hakkının olmadığını ve kesinlikle sabahın olacağını,güneşin doğacağını ve oraya gidecek güç ve kuvvete sahip olacaklarını düşünüyorlardı.Malın , mülkün ve zamanın sahibinin ve her şeyi yaratanın,bir yaprağın bile ondan izinsiz düşmeyeceğini bilenin, Allah’ın olduğunu şeytan ve nefsi onlara unutturmuştu.

Her şeyi en ince detayına kadar yapmanın mutluluğu ve huzuru içinde uykuya dalmışlardı.Erken uyumalı ve uykularını iyi almalıydılar.Zira yarın yapacak çok önemli işleri vardı.Çünkü daha iyi bir gelecek ve mutluluk için zengin olmaları söz konusuydu.

Ama uyumayan,uyku ve uyuklama tutmayan her an bir işle ve yaratmakla meşgul olan biri vardı.Ve O iş başındaydı.

 ‘’ Fakat onlar, uyuyorlarken, Rabbin tarafından dolaşıp gelen bir bela onun üstünü sarıp kuşatıverdi.Sonunda (bahçe) kökünden kuruyup kapkara kesildi.’’(Kalem:19-20)

Etraf sessiz,karanlık ve kimseler yoktu.Karanlık gecede kara bir el bahçenin üzerine bir karabasan gibi çöküyor ve bahçede hareketlenmeler başlıyor.Ve bu hareketliliğin sonunda bahçe hallaç pamuğuna dönüyor.Bahçede akan sular yer altına çekiliyor.Esen rüzgarlar,yağmurlar ve çakan şimşekler ardından ağaçlar ve bağlar yerle bir oluyor ve ürünler sağa sola serpilip tarumar oluyor.

Bahçe üzerindeki el çekiliyor,etrafı tekrar bir sessizlik bürüyor.Az önceki bahçenin yerinin dümdüz olmuş bir bahçe alıyor ve bu bahçe tanınmaz bir hale geliyor.

‘’ Nihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler. «Eğer ürününüzü devşirecekseniz erkence kalkın, çıkın.» Derken, aralarında fısıldaşarak çıkıp gittiler: «Bugün sakın oraya hiçbir yoksul girip de karşınıza çıkmasın.» Erkenden vardılar, yoksula engel olmak ellerindeymiş gibi.’’(Kalem:21-25)

Bahçe sahipleri hiçbir şeyden habersiz anlaştıkları saatte kalkıyorlar ve planlarını devreye sokuyorlar.Sessiz konuşmalar ,sessiz yürüyüşler içinde bahçeye doğru yol alıyorlar.Birazdan her şey bitecek ve mutlu olacaklar ve yaptıkları bu zaferi kutlayıp sevinç mutlulukları atacaklar.Ardından nasıl da tereyağından kıl çeker gibi iş bitirdiklerini anlattıkça kendileriyle övünecekler.

Bütün bunların gözleri önünde gerçekleştiği seyirciler,sessiz bir şekilde olayı izliyorlar,olayın sonucunu merak ediyorlar.Birkaç kişi olduğu sanılan kişilerin konuşmaları ve kıs kıs gülmeleri seyircilerin kulağına kadar geliyor.Aslında seyirciler, bu tablonun  ve bu filimin sonucunu bilmelerine rağmen sanki ilk defa izliyorlarmış  gibi yinede heyecan içindeler.Fakat birazdan kahkahaları patlatıp,son gülen iyi güler sözünü gerçekleştireceklerdi.

Onlar bahçeye vardıklarında,şaşkınlık,hayal kırıklığı ve pişmanlığa dair ne kadar duygu varsa hepsi de yüreklerine sağanak sağanak yağarak onları şaşkın ve mecnun bir hale getiriyor.Ve bu şaşkınlığın vermiş olduğu sarhoşlukla birbirlerinin gözlerini boş boş bakıyorlar.Ne olduğunu bilmedikleri bu olaya bir anlam vermeye çalışıyorlardı.

‘’Fakat bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde biz yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.’’(Kalem:26)

Halbuki daha dün bahçeye gelmişlerdi ve ona göre ürünlerini devşirme kararı almışlardı.Kim uğramıştı bu bahçeye,kim ve niçin bu bahçeyi bu hale getirmişti? soruları zihinlerini allak bullak etmişti.Zira elleriyle yaptıkları servet değerindeki bu bahçe nasıl oldu da kısa bir süre içinde bu hale gelmişti?

Ne mesajlar verilmek istenmişti?Nerede hata yapılmıştı?birilerinin bu sorulara cevap vermesi gerekiyordu.

Birileri bu mesajları deşifre edip onu bir anlama dönüştürmeliydi.Evet içlerinde en akıllı olanı ve düşüneni ,biraz düşününce bu soruların cevabını veriyor.Anlaşılan bunlar,Allah’ı tanımayan,Allah’ı anmayan ve Allah’ı hatırlamayan kimseler değildi.

‘’ Çok geçmeden işi anlayınca: "Hayır! dediler, Doğrusu felakete uğramışız!" Orta (yolda giden iyi)leri: "Ben size demedim mi? Rabbinizi tesbih etmeniz gerekmez miydi?" dedi. Dediler ki: «Rabbimiz, seni tesbih eder yüceltiriz; gerçekten bizler zalim olanlarmışız.» Dönüp birbirlerini kınamağa başladılar: «Yazıklar bize, gerçekten bizler azgınmışız» dediler. «Belki Rabbimiz, onun yerine ondan daha hayırlısını verir; şüphesiz biz, yalnızca Rabbimize rağbet eden kimseleriz.»’’(Kalem:27-33)

Bir anlık nefsi davranış ve bir anlık şeytana uyma davranışı onları bu hale getirmişti.Onların bu davranışı onları  Allah’tan uzaklaştırmıştı.Her neyse ki onların içinde biraz düşününce hatalarını anlayan ve öz eleştiri yaparak doğru olanı bulan birileri vardı.

Evet biraz düşünmek…Biraz düşünmeye ne kadarda muhtacız.Herkes biraz düşünse,tarumar olmuş gönül bahçelerinin niçin tarumar olduğunu cevabını da bulabilecekler.Herkes biraz düşünse,Allah’tan uzak kalmanın sonucunda çölleşmiş gönül bahçelerinin niçin yeşillenmediğinin farkına varacaklar.Herkes biraz düşünse,gönül bahçelerine ektikleri hayat tohumlarını vahyin hayat suyuyla sulayıp,vahyin meyvelerinin tadına  ruhlarında tadacaklar.Herkes biraz düşünse,öz eleştiri yağmuru altında yüreğini ıslandırıp hakikate varacaklar.Herkes biraz düşünse,hayat yarışından kopunca ve yarıştan devre dışı kalınca yapılacak pişmanlık tevbesi ile yine yarışa devan edeceğinin farkına varacaklar.Herkes biraz düşünse,imtihanını imkana çevirecekler.Herkes biraz düşünse,düştüğü yerden kalkıp yarışa tekrar daha hızlı başlayacaklar.

Muhammed İkbal adlı düşünürün cavidname adlı eserinde dediği gibi;

Hintli bilge sorar:’’Aklın ölümü nedir?’’

Cevap verdim:Düşüncenin terk edilmesi.

‘’Kalbin ölümü nedir?’’

Dedim ki:’’Zikrin terk edilmesi…’’

Herkes biraz düşünse,aklını öldürmeyip canlı tutacaklar.Herkes biraz düşünse,evet keşke herkes biraz düşünseler.Hepsi bu.Sadece biraz düşünmek…

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !