Embed

DEVRİMCİ DÜŞÜNMEK

BİLİNCİ KUŞANMAK-2

DEVRİMCİ DÜŞÜNMEK

‘’ Asr'a andolsun ki, İnsan hüsrandadır. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı  ve sabrı tavsiye edenler müstesna.’’(Asr Suresi)

‘Ey iman edenler’ cümlesinin ardından hemen ‘salih amel’ işleyenler cümlesi yer alıyor.

‘Salih ameller’ denilen ‘salihat’ ve güzel işler olan ‘hasenat’ Kur’an’ın en önemli iki kavramını oluştururlar.

‘Salihat’ düşünceye yönelik olup kişinin oluşuna yönelik iken,’hasenat’ kişinin var oluşuna yönelik olup düşünceye yönelik olmayan yönünü temsil eder.

‘Salihat’ İnsanın olmuşunu değiştiren,tekil anlamı olan ‘salah’ kelimesinden türeyen ve ‘ıslah’ anlamıyla düşüncesini Allah çizgisine yaklaştıran devrimci ve dönüşümcü bir eylemdir.

Peygamberlikten sonra Mekke şirk düzenini alt üst eden,müşriklerin nefretine sebep olan ve gayri İslami rejimlerin en çok korktuğu bu devrimci düşüncedir.

‘hasenat’ ise peygamberlikten önce Hz.Peygamber’e ‘el-emin’ vasfını kazandıran ve herkesin yapabileceği, anne ve babaya iyilik yapmak,fakiri,yoksulu doyurmak,yetime el uzatmak,insanlara eziyet veren bir şeyi ortadan kaldırmak,sokak çocuklarına el uzatmak,komşuya ve akrabaya hizmet gibi kişinin var oluşuna yönelik eylemlerdir.

Neden Mekkeli müşrikler peygamberlikten önce Hz.Muhammed ile araları çok iyiyken,peygamberlik geldikten sonra araları bozuldu ve Hz.Peygamber’e düşman kesildiler?

Neden Mekkeli müşrikler ‘hasenatlar’ işlenirken seslerini çıkarmadılar da,’salihatlar’ işlenmeye başlandığında düşman kesildiler?

Bunun cevabını Kur’an’ın bu iki kavrama yüklediği anlamına bakmak gerekir.

Mekke müşrikler, Hz.Peygamber’in yaptığı ‘hasenatlar’ karşısında ilk başlarda fazla önemsemediler ve tepkisiz kaldılar.Çünkü ‘hasenatlar’ın toplumu dönüştürücü ve devrimci bir özelliği söz konusu değildi.

Kabe’de her kabilenin putu bulunduğu için gelen hacılar Hacc mevsiminde putlarının Allah ile kendi aralarında bir aracı olduğunu düşünerek onlara ibadet ediyorlardı ve Mekke’den ayrıldıklarında burada yüklü miktarda gelir bırakıyorlardı.Hatta işi daha da ileri götürerek,gelen hacılardan günah işledikleri elbiselerle Hacc edemeyeceklerini ve ancak kendilerinden satın almış oldukları elbiselerle Kabe’yi tavaf edebileceklerini söyleyerek başka bir gelir ve rant kapısını aralamışlardı.

İşte ‘Salihat’ın en büyük gücü, bu putların Allah’a ulaşmak için aracılar kılınmasının tevhid eylemine aykırı olduğunu ve bunun en büyük şirk unsuru olduğunu haykırarak bütün rant kapılarını kırmasıyla ortaya çıkmıştır.

Kur’an’ın üçüncü önemli kavramı ‘seyyiat’tır.İçki içmek,kumar oynamak,yalan söylemek,dedi kodu yapmak,hayvanlara eziyet etmek birer ‘seyyiat’tır.

Müslüman olan birinin sürekli ‘hasene’ işlemesi zamanla ‘’seyyiat’a dönüşür mü?

Kendisinin iman ettiğini söyleyen bir Müslüman gücü yettiği halde toplumsal dönüşümü sağlayan devrimci bir düşünce olan ‘salihatı’ bırakıp da hep ‘hasenatlarla’ uğraşması halinde,toplumsal bilinçlendirmeyi terk ettiği gibi Allah’ın Kur’an’ında belirttiği ‘iman edip salih amel işleyen’ yerine ‘iman edip hasenat işleyen’ sözünü getirerek ayetin anlamını da bozmuş olurlar.

Dolayısıyla terk edilen ‘salihattan’ dolayı sorumluluğunu yerine getirmenin verdiği ızdırapla vicdanını rahatlatma adına kolayı,basiti ve zor olmayanı tercih ederek yaptığı ‘hasenatlar’ zamanla onun için bir ‘seyyiata’ dönüşür.Çünkü asıl ve olması gereken terk edilmiştir.

Bu yüzden ‘salihat’ olmadan ‘hasenat’ olmuyor.Çünkü ‘salihat’ kişiyi imana bağlar.Bu bağ koptuğunda imandan da kopmalar oluşur.

Mekke müşrikleri Hz.Peygamber’e bakanlık,zenginlik,kadın,şan ve şeref sahibi olması  karşılığında kendilerinin kurulu düzenine karışmamasını istediler.

Hz.Peygamber onların bu isteği karşısında ‘Ayı sol elime,güneşi de sağ elime verseniz,ben yinede bu devamdan vazgeçmem’ cevabıyla onların tepesine İslam yumruğunu indirmiştir.

Evet işte ‘salihat’ düşüncede devrimdir.Bu devrim önce yüreklerde başlamalıdır.Yürek devletinde devrimi gerçekleştiremeyen hayatlarında bu devrimi gerçekleştiremezler.

Bu yüzden bir Müslüman, iman ettikten sonra ‘salihata’ yapışmalı,Kendini devrimci yetiştirmeli ve devrimci bir düşünceye sahip olmalıdır.Ardından düşüncesindeki putları,rantları ve dünyalıkları Allah yoluna kurban etmelidir.Zira bir Müslüman’ın iman ettikten sonra ‘salihatlar’dan kaçması ona yakışmaz.Ona yakışan dosdoğru olmak ve amellerinin kaynağı olan iman eyleminden sonra devrimci bir düşünceye sahip olmasıdır.

‘’ Gerçekten Allah, kendi nefis (öz) lerinde olanı değiştirip bozuncaya kadar, bir toplulukta olanı değiştirip bozmaz.’’(Rad:11)

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !