Embed

FEGGU RAGABEH-KÖLELİK ZİNCİRLERİNİ KIRMAK

BİLİNCİ KUŞANMAK-1

FEGGU RAGABEH (Kölelik Zincirlerini Kırmak)

‘’ Fakat o sarp yokuşu aşamadı. Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Bir boynu (kölelik zincirinden) çözüp özgürlüğüne kavuşturmaktır(feqqu Ragabeh). Yahut açlık gününde Yakın olan bir yetimi,doyurmaktır. Yahut hiçbir şeyi olmayan yoksulu.’’(Beled:11-16)

Bir kölenin zincirlerini kırıp onu özgürleştirmek,ekmek ve sudan daha önemlidir.Yahut bir yetimi ve yoksulu doyurmaktan daha öncedir.Çünkü o,ilk eylemdir.Olması gereken ve muhakkak yerine getirilmesi gereken en önemli bir eylemdir.Bu yüzdendir Allah, Nisa suresi 92 ve Mücadele suresi 3.ayeti kerimesinde bir kölenin zincirlerini kırıp onu azad etmeyi teşvik etmektedir.Çünkü insan,Allah’ın en güzel şekilde ve en güzel surette yarattığı varlık ağacının en güzel meyvesidir. Bu yüzden özgürlük bir ruh işidir,mide işi değildir.Bu yüzden özgürlük ekmek ve sudan daha önce gelir.

Özgürlük;vicdanın en gür ve en sesli bir şekilde dışa vurulmasıdır,somutlaşmasıdır ve bir canlılık kazanmasıdır.

Özgürlük;insanı insanlaştıran en büyük değerdir.

Özgürlük;insanın insan olduğunun farkına varmasıdır.

Bu gün, insanları köleleştiren ve onların özgürlüklerini ellerinden alanlar kimlerdir?

Bu gün,‘Feqqu Ragabeh’nedir.?Ve bu gün hangi zincirleri kırmak gerekir.?

Bu gün insanları köleleştiren Batı denilen Avrupa ve Amerika’dır.Batı, Afrika’nın ve Doğu’nun bir medeniyet üretemeyeceğini ve onların bir medeniyet üretecek bir donanıma ve zihin yapısına sahip olmadığını iddia etmektedir.Bu yüzden onların ellerindeki her türlü değerli varlıkları alarak onlara bu değerli varlıkları nasıl kullanacağını öğretmek için onları medenileştirmek istediğini iddia etmektedir.Bu yüzden Batı özellikle Amerika işe ilk önce kendi kıtasındaki milyonlarca Kızıl derili yerlilerinden başlamış ve bütün Afrika ve Doğu ülkelerinde kan,zulüm ve göz yaşı üzerine kurulu bir medeniyet inşa etmiştir.İşgal ettiği her ülkenin başına getirdiği diktatörler sayesinde bu ülke halkalarını zulüm altında inim inim inletmiştir.Allah’ın yeryüzüne adil bir şekilde dağıttığı her türlü ürünün tek sahibi olduğunu iddia ederek bu ülkeleri yağmalamıştır.Yağmaladıkları ürünleri kendi halkına yedirmekten onların obezite olmasına ve toplu ölümlerine sebep olmuştur.

Bu gün nedir ‘Feqqu Ragabeh’’?Allah’ın Kur’an’ında kullandığı bu kelimeyi bu gün nasıl anlamalıyız?

‘Feqqu Ragabeh’;Afrika ülkelerini,Orta Doğuyu,Asya’yı,Avrupa’yı kısacası dünya ülkelerindeki halkları,sınıfçılığın ve ırkçılığın,kapitalizmin,vahşi modernizmin,kölelik işçiliğin,inançsızlığın,Allahsızlığın,cinsel istismarcılığın,sokaklarda yaşamaya mecbur bırakılmışlığın,sanat ve sinema aldatıcılığının,yalancı ve hayal ürünü bir yaşam aldatıcılığının,eğitimsizliğin,ölçüsüzlüğün,değersizliğin,ahlaksızlığın, haksızlığın  adaletsizliğin ve eşitsizliğin önüne geçecek her türlü maddi ve manevi çalışmalardır.Bu çalışma fili,sözlü ve dua şeklinde de olabilir.Boykot,tavır,meydanlarda haykırma ve kalemini ustaca kullanmada bir ‘Fuqqu Ragabeh’tir.’

Kölelik zincirine kurban gitmiş olanın rengi,dili ve dini önemli değil.Önemli olan onları ,bu zincirlerinden kurtarıp fıtratlarıyla,vicdanlarıyla yüz yüze geleceği bir ortama kavuşturmaktır.

Bu konuda renginden dolayı her türlü zulümle karşı karşıya kalan ve bu uğurda canını verip şehid düşen Malcom X ne güzel söyler:

‘’Özgürlük elde edebilmemizin tek yolu kendimizi dünyadaki her mazlum insanla birlikte tanımlamaktır. Biz Brezilya, Venezuella, Haiti, Küba, - evet Küba'nın da- halklarıyla kan kardeşiyiz.

Ben özgürlüğe inanan bir dine inanıyorum. Ne zaman insanlarım için savaşmama izin vermeyen bir dini kabul etmek zorunda kalsam, o dinin canı cehenneme derim.’’

Bu yüzdendir bizim,Bilallerimiz,Zeydlerimiz,Ammarlarımız ve Sümeyyelerimiz var.En önemlisi de Safa ve Merve’nin sahibi Hacerlerimiz var.Onlar köleliğin zincirlerine darbe vuran İslam’ın kılıcının o güçlü sesini duydular ve hemen İslam’a girip şeref buldular.

Batı’yı iyi tanımak gerekir,onun tuzaklarına düşmemek gerekir ve onun içi boş şatafatlarına ve sözlerine aldanmamak gerekir.

İşte ,aslen Fransa’nın sömürge ülkelerinde doğmuş olup Fransız vatandaşı olan ve Batı’yı çok iyi tanıyan, Afrika ülkelerindeki direniş hareketlerine destek verip bizzat bu direnişlere katılan ve Batı’nın vahşiliğini sergilediği bir zamanda yaşayan ve ölümcül bir hastalıkla yüz yüze geldiğinde renginden ve düşüncesinden dolayı daha genç yaşında ölümle baş başa bırakılan bir özgürlük aşığı olan Frantz Fanon Yeryüzünün lanetlileri adlı eserinde şunları söyler:

‘’ Savaş devam ediyor. Ve daha, sömürgeciliğin, halkımızın sinesinde açtığı onulmaz yaralarını iyileştirmeye çalışacağımız uzun yıllar var önümüzde.. İnsanların gerçekten özgürleşmelerine engel olmaya çalışan emperyalizm her yerde, beyinlerimizden ve topraklarımızdan atmak zorunda olduğumuz hastalık mikroplarını saçmaktadır... Sömürgecilik, sistemli olarak kendi dışındakileri yadsıdığı, reddettiği için yanılgı içine düşürülen insanı sürekli olarak kendi kendisine ben gerçekte kimim sorusunu sormaya zorlar... Avrupa’nın refah ve ilerlemesi zencilerin, Arapların, Hintlilerin ve sarı ırkların ölü vücutları ve akıttıkları ter üzerine inşa edilmiştir. Bunu artık görmezden gelmeye niyetimiz yok... Haydi arkadaşlar! Yolumuzu değiştirmenin zamanıdır. İçine gömüldüğümüz bu karanlığı yırtıp çıkmamız gerekiyor. Düşlerimizi, batıl inançlarımızı ve geçmişteki kan bağına dayalı yakınlıklarımızı terk etmek zorundayız. Karşılaştığı yerde, dünyanın dört bir yanında bulunduğu yerde öldürdüğü insanları anlata anlata bitiremeyen şu Avrupa’nın kuyruğunu bırakalım.”

Bu yüzden,Batı’nın içi boş ve karanlık,dışı şatafatlı hayatına,düşüncesine ve görünümüne aldanmamak gerekir.Hatta insanı öldürmek ve yok etmek üzere kurulmuş olan teknolojisine de aldanmamak gerekir. Allah’ın bizleri teşvik ettiği karaların,denizlerin ve göklerin imar ve inşası için yapacağımız teknoloji ve keşifler bizim için yeterlidir.Biz kendi değerlerimize ve özümüze sahip çıkarsak ve Batı’nın Firavun’un sihirbazlarının ortaya attığı o sihir gibi gözlerimizi büyüleyen yaşam tarzlarının gözlerimizi büyülemesine izin vermezsek,Allah, Hz.Musa’nın asası gibi bir asa’ya bizi kavuşturacak ve o asa Batı’nın bütün sihirlerini yutacak ve Batı’nın bütün şatafatlarını Kızıldenizlerde sular altında boğacaktır.

‘’ Biz de istiyorduk ki o yerde ezilenlere lutfedelim, onları önderler yapalım, onları (ötekilerin mülküne) mirasçı kılalım.’’(Kasas:5)

İşte bu gün ‘Feqqu Ragabeh’,Özgürlük şarkısını söyleyen halkların bu şarkısını evlerde,işyerlerinde ve meydanlarda daha gür ve daha güçlü haykırmaktır.Her türlü maddi,manevi,pasif ve fiili desteği onlara vermektir.Onların kölelik zincirlerinin her bir haklısının kırılmasına talip olmaktır.

Evet özgürlük türküleri bitmez ve bitmiyor.Özgürlük aşıkları özürlük şarkılarını daha gür ve daha sürekli söylemeye devam edeceklerdir.Zulüm var oldukça,’Feqqu Ragabeh’ savunucuları da var olacaktır.Bu imtihan kıyamete kadar sürecektir.Rabbim bizleri de özgürlük taraftarı olanlardan ve özgürlüğün şarkısını en gür bir şeklide haykıranlardan eylesin.

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !