Embed

NAFİLE BEKLEYİŞ

VAHYİN İBRETLİK TABLOSU-7

Nafile Bekleyiş

‘’Gerçek dua ancak O'nadır. O'ndan başka taptıkları kendilerine hiçbir şeyle cevap veremezler. Durumları; suyun ağzına gelmesi için avuçlarını ona açmış kimsenin durumu gibidir. Oysa o, hiç bir zaman suya kavuşamaz. İşte kafirlerin yalvarışı da böyle boşunadır.’’(Rad:14)

Her namazın başında,günde kırk kez tekrarlanan Fatiha suresinde geçen ‘’iyyeke na’budu ve iyyeke neste’in’’,’’yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz.’’ayeti yetmiyor mu?

‘’Allah kuluna yetmez mi?’’(Zumer:36)

Niçin insan, şahdamarından daha yakın olan,kişi ile kalbi arasına giren ve kendisinden habersiz bir yaprağın düşmesine izin vermeyen,bütün gözleri ve bütün sözleri kuşatan Semi,Basir,Alim ve Habir olan bir Allah olduğunun farkına varmak istemiyor?

Niçin insan ulaşılmaz bir Allah anlayışını düşüncesinde tasavvur ederek,Allah’a ulaşmak için birilerini aracı kılmak istiyor?

‘’ Kendileri yaratılmış olup; hiçbir şey yaratamayan şeyleri mi ortak koşuyorlar?’’(Araf:191)

Niçin insan vahyin kaynağına gidip de onun suyundan kana kana içmiyor da,ne olduğu belirsiz sulardan içmeye çalışıyor?

Niçin insan, nafile varlıklardan nafile bekleyişlerle nafile isteklerde bulunuyor?Bu bekleyiş ne kadar sürecek?Allah’a doğru bir adım atmanın zamanı gelmedi mi?

Allah’a dua ve ibadet bir su gibidir.Nasıl ki su, yanmış ve kavrulmuş yürekleri serinletiyorsa,hayatın en zor ve yakıcı imtihanları karşısında Allah’a yapılan dua ve ibadetlerde bir su gibi bir inşiraha dönüşüp yürek yangınlarını söndürür.

Kovulmadığın tek kapı O’nun kapısıdır.O kapıdan girince rahmet,merhamet ve şefkat ikramlarına nail olursun.

O kapı yürek kapısı,istek kapısı,kurtuluş kapısı,suya kavuşma kapısı,inşirah kapısı,huzur ve mutluluk kapısıdır.

O’na yüreğinle,ruhunla ve tüm benliğinle bir adım atarsan O koşarak sana gelir.O’ndan gayrısın da istemek ve beklemek suyun ağzına gelmesi için avucunu açarak nafile  beklemektir.

İnsan,kendisine kendisinden daha yakın olan Allah’a dua edip ibadet etse ya.O zaman bak gör ki nice kaynaklar çölleşmiş yüreğine doğru gürül gürül akacak ve yüreğini yemyeşil cennet bahçelerine dönüştürecektir.

Nafile bekleyişi sürdüren,beklemekten yorulunca bu sefer suya doğru,suyun avucuna doğru gelmesi için ona bağırıp çağırıyor,fakat bütün bu anlamsız bağırmalar da bir işe yaramıyor.Halbuki o yardıma çağırdıkları ve kendisine sığındıkları sağırdır,dilsizdir,kördür ve akıl etmezler.

‘’ Allah’a nankörlük edenlerin hali, çobanların çağırdığı fakat, onun bağırıp çağırışından başka bir şey işitmeyen hayvanların durumu gibidir. Onlar, öyle sağır, dilsiz ve körlerdir ki akıllarını kullanmazlar.’’(Bakara:171)

İşte bu şekilde Allah’tan başkasına dua edenler aynı zamanda yaptıkları eylemle dua ettiklerine de  ibadet etmektedirler.Onlar,işitmeyene bağırıyor,anlamayana yalvarıyor,fakat o yalvardıkları bu sesleri birbirinden ayıramıyor ve bu seslerle neyin amaçlandığını bilemiyorlar.Çünkü onlarda yardıma muhtaç,ihtiyaca muhtaç ve acziyet içindedirler.

Bu ayette çağıranların aptallığı ve anlamsızlığı ortaya çıktığı gibi kendilerine yalvarılanların ise bu işten habersiz olduklarını ve karşılık vermelerinin de olanaksız olduğu ortaya çıkıyor.

‘’ Onlara dua etseniz bile sizin duanızı duymazlar, duysalar da size cevap veremezler. Kıyamet günü sizin ortak koşmanızı inkar ederler. Her şeyden haberi olan gibi sana kimse haber veremez.’’(Fatır:14)

Kendisinde yardım istenilenler ne kadar da cılız ve acziyet içerisindeler.Ne kadar zayıf bir desteğe imanlarını yaslamışlar.Kendilerini uçurumdan karşıdan karşıya geçirip kurtaracağını zannettikleri ipin ,örümceğin ağından yapıldığının hala farkında değiller ve örümceğin evini ,yıkılması mümkün olmayan bir ev olarak görüyorlar.

‘’ Allah'tan başka dostlar edinenlerin durumu, kendisine yuva yapan örümceğin misali gibidir. Halbuki eğer bilseler, evlerin en çürüğü en dayanıksızı örümcek yuvasıdır.’’(Ankebut:41)

Allah’ın dışındaki dostlara veya tanrılara sığınmak isteyenler,zayıf ve güçsüz örümceklerin evleri gibi hatta onlardan daha basit bir eve sığınmış olurlar.

Dünyada Allah’a sığınmayanlara,ahrette de Allah onlara bir sığınak olmayacak,onlarla konuşmayacak,onlara bakmayacak ve onları arındırmayacak.Hiç yokmuş gibi davranarak ruhlarında ağır bir psikolojik baskı oluşturacak.Onların Allah’ı unuttukları gibi,Allah da onları  unutacak.Allah’ı hayatın içinden çekip attıkları gibi,Allah da onları ahiret hayatının içinden çekip atacak,gündemine almayacak ve o hep gündem dışı kalacak.Horlanmışlık ve zillet içinde oradan oraya rüzgarın savurduğu bir yaprak gibi savrulup duracak.

‘’ Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere karşılık satanlar, işte onlar; ahirette onlar için hiç bir pay yoktur, kıyamet gününde Allah, onlarla konuşmaz, onları gözetmez ve onları arındırmaz. Ve onlar için acıklı bir azap vardır.’’(Ali İmran:77)

‘’ De ki: "Allah’tan başka, bize, yalvarıp ibadet ettiğimiz takdirde fayda, terk ettiğimiz takdirde zarar veremeyen şeylere mi yalvaralım?Allah bizi doğru yola koyduktan sonra şeytanların kandırıp şaşkın bir halde çöle düşürdükleri, arkadaşlarının ise "Bize gel!" diye doğru yola çağırıp durdukları ahmak gibi, gerisin geriye İslâm’dan şirke mi dönelim?De ki: "Allah’ın gösterdiği yol, tek doğru yoldur ve bize âlemlerin Rabbine teslim olmamız emir olundu."(Enam:71)

‘’ O, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. Hakim’dir, kutsaldır, esenlik verendir, güven verendir, himaye edendir, güçlüdür, kahredicidir, büyüklük sahibidir. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.’’(Haşr:23)

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !