Embed

UMUTSUZLUK KAPISI

 

VAHYİN İBRETLİK SAHNELERİ-5

Umutsuzluk Kapısı

‘’ Bizim ayetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmağa tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve halat (ya da deve), iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir! İşte suçlu-günahkarları böyle cezalandırırız.’’(A’raf:40)

Umutsuzluğun,ümitsizliğin,bitmişliğin ve tükenmişliğin daha iyi kavranabilmesi,daha iyi yüreklere ve ruhlara işlenebilmesi için,hiçbir zaman açılmayacak olan bir kapıya adeta bir perçin ve sürgü görevi yapan ‘’el-cemelu’’ deve veya halat anlamına gelen bilinen ve tanınan bu iki olgunun bir iğne deliğinden asla geçemeyeceği gerçeği ile gök kapısının açılmasının mümkün olmadığı yüreklere ve ruhlara bir iğne gibi kazınıyor.

Vahyin bu ibretlik tablosuyla;Allah’ın ayetlerini yalanlayanlar,onlara inanmak gibi bir tenezzülde bulunmayanlar,Allah yokmuş gibi davranıp yaşayanlar,Allah’ı hiçbir zaman hayatın merkezinde görmeyenler ve görmek istemeyenler,Allah’ı hayatın merkezine koymak isteyenlere engel olanlar,Allah’ın ayetlerini çağın ötesinde çağdışı görenler ve Allah’ın ayetlerini öte dünyalara ait birer olgu sayanların duyguları ve hisleri kuşatma altına alınıyor,duyguları ve hisleri apaçık,anlaşılır bir tabloyla karşı karşıya bırakılıyor ve artık o insanlar pes etme noktasına geliyor.Böylelikle kabul edişin ve imkansızlığın anlamı,onların beynine ve duygularına iğne ile ilmek ilmek kazınmış oluyor.

Bu tablo,onların gözleriyle birlikte hayal dünyalarını da darmadağın ediyor ve onların yüreği ve ruh dünyası umutsuzluğun ve ümitsizliğin kabul edişi altında adeta lime lime olup eziliyor ve gök kapılarını açmayı bırak,bu kapıların açılmasının hayalinin bile kurulamayacağı onlara izah ediliyor.

Dünyada her şeyden mahrum olabilirsiniz,fakat en büyük mahrumiyet Allah’ı kaybetmenin,Allah’ı unutmanın ve Allahsız bir hayatı tercih edip yaşamanın getireceği mahrumiyettir.Allah’ın varsa neyin yok,Allah’ın yoksa neyin var.

Dünyada Allah için çalışmayanlara gökler bile kapısını açmıyor ve ekmek dahi vermiyor.Gökler Allah’la beraber,Allah için ve Allah adına bir itaat ve teslimiyet içinde bir kul gibi hareket ederek,inanmaya tenezzül etmeyenlerin durumları için bir damla göz yaşı dahi akıtmıyor.

‘’Gök ve yer onlar üzerine ağlamadı’’(Duhan:29)

İnanmaya tenezzül etmeyenlerin ruhuna ümitsizliğin o tatlı ve yumuşak rüzgarları yavaş yavaş dokunuyor ve her dokunuşta iğnenin ucundaki bir iple kendi gerçeğinin farkındalık gömleği yüreklerine giydiriliyor.Bu giysi ile bir zabıtanın cezalının kapısına vurduğu mühür gibi,onların da cennet nimetlerine ulaşacakları ruh dünyalarının kapısına ,açılması mümkün olmayan umutsuzluğun bir mührü vuruluyor.

İnkarcıların inananlarla dalga geçtiği,onları küçümseyip kibirlendiği,onları dışlayıp hor gördüğü ve onları çağın gerisine itmek istemeleri gibi,Allah da, halat yada devenin iğne deliğinden geçmesinin gök kapılarının açılmasının tek şartı olarak sunduğu bu tabloyla adeta alaycılığın,gülünçlüğün,tiye geçmenin ve hiçliğin şamarını onların yüzlerine patlatıyor.Onlar,bu şamarın çıkardığı sesin yankılarını kulaklarından işittikleri gibi yüreklerinde ve ruhlarında da işitiyorlar.Bu şamar, boyun eğmenin,diz çökmenin,bitmenin ve tükenmenin yankılandığı bir şamar.

Onların, yapmış oldukları iyilikler de bu tükenmişliğin ve yok oluşun rüzgarı karşısında hiç işlenmemiş ve asla geriye dönmeyecek bir şeklide kaybolup toz duman oluyor ve buharlaşarak havaya uçuyor.

‘’ Sonra onların yaptıkları ne iş varsa hepsini alır, toz edip savururuz.’’(Furkan:23)

Kesin ve mutlak yok oluşun nasıl bir şey olduğunu,havaya savrulmuş toz zerrecikleri tablosu ile hayalde canlandırılarak bu gerçeğin etkisi daha da kuvvetleştiriliyor.

Kur’an’ın Allah’ın ayetlerini inanmaya tenezzül etmeyenler için ince çizgilerle çizdiği bu tablo daha kalın ve uzun çizgilerle şu şekilde çiziliyor;

‘’ Rablerini inkâr edenlerin amelleri tıpkı fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. İşte bu, uzak sapıklığın ta kendisidir.’’(İbrahim:18)

Fırtınalı bir günde külleri savuran,onu asla bir daha bir araya gelmeyecek şekilde darmadağın hale getiren rüzgarın hareketi ile tablonun hareketi ve canlılığı bir kat daha artırılıyor.

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !